Bu Tagdeki Gönderiler stresi yenmek
Showing posts with label stresi yenmek. Show all posts
Alternatif İnternet

Stresi Yenmek

    No comments:


BAŞARILI İNSANLAR STRESİ NASIL YENİYORLAR

Bu dünyada iki tür insan vardır: her şeyi kendilerinin
gerçekleştirebileceklerine inananlar ve bir de her şeyin kendi başlarına geldiğine inananlar.

İlk gruptakiler yaşamlarının ve kariyerlerinin kendi ellerinde olduğuna ikna olmuşlardır ve onlar için aksi düşünülemez.

İkinci gruptakilerse Forrest Gump filmindeki yaklaşımını benimsemişlerdir: durakta oturup kendilerini bir yerlere götürecek otobüsün gelmesini beklerler. 

Florida Üniversitesi'nden psikolog Tim Judge ve meslektaşları, hayatlarındaki olayları kontrol edebildikleri hissine sahip ve yeteneklerine güvenen insanların neredeyse her önemli iş becerisi ölçümünde olayların kendilerini kontrol ettiğine inanan insanlara kıyasla çok daha başarılı performans sergilediklerini açık biçimde gösterdiler. 

Söz konusu çalışmalarda, bu kişiler aşağıdakileri yapmak üzere hazır bulundular:

1. Daha fazla satış yapmak

2. Daha iyi müşteri memnuniyeti sağlamak

3. Yeni görevlendirmelere daha iyi uyum sağlamak

4. Yıllık gelirde ortalama %50 ila %150 arasında artış 

Hem İyi Hem de Kötü Zamanlarda

İyi zamanlarda, elbette hemen hemen hepimiz dünyayı kuyruğundan kıskıvrak yakaladığımıza inanırız. Yukarıda bahsedilen gruptaki insanları özel kılan şey, işler kötü giderken de kendilerini çaresiz ve tükenmiş hissetmemeleridir.

Tıpkı sizler gibi bu insanlar da zor zamanlarda yoğun stres ve anksiyete hissediyorlar ama bunu farklı biçimde kullanarak avantaja dönüştürmesini biliyorlar. Hayatlarında başlarına gelen şeyler üstünde kontrol sahibi olduklarına inandıklarından kaygıları çaresizlik yerine tutkularını besliyor.

Bu insanlar, iş görüşmelerinde ret yanıtı aldıklarında veya kendilerini dibe vuran gelirleriyle baş başa bulduklarında beyaz bayrak çekmeyi reddediyorlar. Bunun yerine çabalarını iki katına çıkarıyorlar.

Nasıl Başarıyorlar?

İlk gruptaki insanlar, diğerlerini aşan bir performans göstermeyi başarıyorlar çünkü baskı altında sakin kalabilmek ve duygularınızı kontrol edebilme yeteneğine sahip olmak performansınızla doğrudan bağlantılı iki olgu. Bir milyondan fazla kişiyle yapılan geniş kapsamlı bir araştırmada, en başarılı kişilerin %90'ının stres anlarında sakin kalıp kontrolü ellerinde tutabilmek için duygularını yönetme yeteneğine sahip oldukları görüldü.

Endişe, kesinlikle gerekli bir duygu hali. Beyinlerimiz belirli bir düzeyde endişe veya stres hissettiğimizde harekete geçmek üzere programlanmış. Gerçekten de, performansımız orta düzeyde endişe hissettiğimiz anlarda zirveye çıkıyor. Hiç kaygı duyulmaması sıkıntı ve depresyona yol açabilir. Güçlü kaygı ise bizi tamamen bitik ve tükenmiş kılabilir. 

Bu yüzden, işin sırrı stres ve endişeyi makul seviyelerde tutarak onu performansımızı zirveye taşıyacak şekilde yönetmekten geçiyor. 

Hepimiz biliyoruz ki stresli şartlar altında yaşamanın çok ciddi fiziki ve duygusal sonuçları oluyor. Peki, o halde niye stres seviyemizi azaltarak hayatımızı iyileştirme konusunda çok sıkıntı yaşıyoruz? Bizi bundan alıkoyan ne? Bilimadamlarının bir yanıtı var. Yoğun stresin beynin öz-kontrolden sorumlu olan alanlarında gri maddenin hacmini düşürdüğünü buldular.

Öz-kontrolünüzü kaybettiğinizde stresle başa çıkma yeteneğinizi de kaybedersiniz. Böylece, kendinizi stresli ortamlardan uzak tutmanız giderek zorlaşır, hatta bizzat kendiniz, örneğin insanlara aşırı tepki göstermek gibi, durduk yere stresli durumlar yaratabilirsiniz. Yukarıda alıntıladığımız bilimsel araştırma, niye pek çok insanın kendilerini tamamen yakıp tüketene dek giderek daha fazla stresin içine sürüklendiklerini gösteriyor.

Öz-kontrolünüz azalması, hipertansiyon ve diyabet gibi kronik hastalıkların ortaya çıkmasına katkı yapabilen beyin fonksiyonlarını etkileyebildiği için ayrıca korkutucudur. Dahası burada bitmiyor. Stres, obezite, depresyon ve bilişsel performansın azalması ile de yakından bağlantılı.

Siz Nasıl Başaracaksınız?

Eğer anksiyetiniz kaynamaya başladığında onu kontrol altında tutacak araçlara sahip değilseniz tam potansiyelinizi asla bilemeyeceksiniz.

Ancak karşı karşıya kaldığınız zor ve belirsiz durumlarda kaçınılmaz biçimde hissettiğiniz anksiyetinizi yönetmede giderek daha başarılı olmanız mümkün. Başarılı insanların anksiyete teslim olmamalarını sağlayan aşağıdaki adımları takip etmeniz gerekiyor sadece.

Başlamadan önce anlamanız gereken kilit nokta şu ki, belirsizle her zaman yüzleşmek durumunda kalacaksınız. Geleceğinizin neler getireceğine henüz karar verilmedi. Olayların nasıl şekilleneceği sizin inancınıza ve ruhsal dayanıklılığınıza bağlı.


1. Değişimi Bekleyin ve Hazır Olun

İnsanlar değişir ve iş hayatı yükseliş ve alçalış dönemleri arasında gidip gelir. Bu en başarılı insanların bile kontrol edemeyecekleri bir gerçek. Onlar da bazen kendilerini işlerin dışına itilmiş buldular. Şirketleri battı. Ancak sıradan insanların aksine onlar, değişimlerle başa çıkabilecek donanıma sahip olduklarına ve olumlu bir şeyler yapabileceklerine inanmaya devam ettiler.

Diğer bir deyişle, değişime her zaman hazır oldular ve siz de olabilirsiniz...

Eğer değişimi doğal olarak öngörme beceriniz yoksa, haftada bir veya birkaç haftada bir olmak üzere buna zaman ayırıp hayatınızda muhtemelen yaşanmasını beklediğiniz değişimleri listeleyin. Bu önerinin amacı karşılaşacağınız her bir değişimi mutlak biçimde doğru tahmin etmek değil. Bundan çok, aklınızı değişim fikrine açık tutacak ve halihazırda gelmekte olan değişimi farketme ve ona yanıt verme becerinizi keskinleştirecek. Listelediğiniz olayların hiçbiri yaşanmasa bile, değişimi beklemek ve ona hazırlanmak geleceğiniz üstünde daha fazla hakimiyet duygusu verecektir.


2. Sınırlarınıza Değil, Özgürlüklerinize Odaklanın

Gençliğimizden beri hayatın kimileri için adil olmadığı fikri zihnimize işlenmiştir. Bu anlayış, çaresizliğin, kaygının ve pasif ataletin sesidir. Bazen kötü olayların yaşanmasına engel olmada sınırlı imkanlara sahip olduğumuz gerçeği doğru olmasına karşın bu olaylar karşısında vereceğimiz tepkileri seçmede tamamen özgürüz.

Birinci adımda bahsettiğimiz listeyi hazırlarken ayrıca her bir değişim karşısında harekete geçip tepki vermenin olumlu yollarını da belirtin. Görünüşte kontrol edilemez durumlar karşısında aslında ne kadar kontrole sahip olduğunuzu anladığınızda gerçekten şaşıracaksınız.

3. Kendinizi Yeniden Kodlayın

Bu belki de en zor öneri olacak çünkü yaşamınız boyunca alıştığınız düşünme şeklini kökten değiştirmeyi gerektiriyor. Zaman içinde hepimiz, zihnimize yerleşmiş ve olaylar karşısında nasıl hissedip tepki vereceğimizi etkileyen zihinsel şablonlar geliştiririz. Bu şablonlar bizim farklı koşullar altında neler yapacağımıza ve nasıl konuşacağımıza karar verecek kadar ileri giderler.

Başarılı olmak için bu şablonları kaldırıp yeniden kodlamanız gerekiyor.

Bu zor işi şöyle gerçekleştirebilirsiniz: yakın zamanda içinden geçtiğiniz zor bir dönemi anımsayın. O sırada sizi daha etkili tepki vermenizden ve o durumu daha kolay atlatabilmenizden alıkoyan şey neydi? Bulduğunuzda onu not edin ve ona kötü şans adını verin.

Şimdi kötü şansınızla değiştirmek üzere keşke böyle davransaydım dediğiniz senaryoyu düşünün. O senaryoyu tıpkı bir bilgisayar programı kodlar gibi en ince süreçlerinden başlamak üzere kodlayın. 

Notlarınızı erişebileceğiniz bir yere kaldırın ve tekrar benzer şartlarda güçlü stres ve anksiyete hissedeceğiniz zaman alıp üstünde çalışın. Çalışırken notlarınızda yazanlarla o anki düşüncelerinizi karşılaştırın. Bu sayede kendinize karşı dürüst olabilir ve notlarınızı daha da geliştirebilirsiniz.

Düzenli olarak bunu tekrar ettiğinizde zaman içinde eski düşünme şeklinizin değiştiğini ve beyninizi gerçekten kodlamayı başardığınızı göreceksiniz.

4. Kendinize Olumsuz Telkini Bırakın

Stres ve anksiyetiyi yönetme konusunda en büyük adımlardan biri kendi kendinize olumsuz içerikte konuşmayı bırakmak olacaktır. Negatif fikirleri ne kadar çok düşünür taşınırsanız onlara o kadar fazla güç verirsiniz.

Olumsuz fikirlerimizin çoğu sadece fikirdir; gerçek değildir.

İç sesinizin telkin ettiği karamsar ve olumsuz fikirlere inanmaya başladığınızda, durup onları not almanızın zamanı gelmiş demektir. Gerçekten her ne yapıyorsanız bırakın ve aklınızdan geçen o karamsar şeyleri bir kağıda yazın. Bu şekilde, düşüncelerinizin olumsuz yönde ivmelenmesini yavaşlatan bir an yaratmış olacaksınız ve daha berrak ve rasyonel bir kafayla onların gerçekliğini değerlendirebileceksiniz.

"Asla" "en kötüsü" veya "hiçbir zaman" gibi sözcükleri kullandığınız ifadelerinizin doğru olmadığını anlayacaksınız. Eğer onları bir kağıda yazıp inceledikten sonra bile hala size gerçeklerle örtüşüyor gibi görünüyorlarsa, başka birine, mesela güvendiğiniz bir arkadaşınıza götürüp onun da aynı fikirde olup olmadığını öğrenin. Eninde sonunda gerçek açığa çıkacak.

Bir şeyin asla yaşanmadığını veya hep yaşandığını hissetmeniz, aslında bir olayın algılanan sıklığını veya şiddettini beyninizin sizi tehditlere karşı koruyabilmek için doğal olarak büyütmesinden ibarettir. Düşüncelerinizi yalnızca birer düşünce olarak tanımlayabilmek ve onları gerçeklerden ayırt edebilmek, olumsuzluk ve endişe çemberinden kurtulmanıza yardım ederek pozitif bir bakış açısına ilerlemenizi sağlayacak.

5. Memnuniyetinizi Hesaba Katın

Memnun olduğunuz şeyleri düşünmek yalnızca doğru bir iş değil; aynı zamanda endişeyi azalttığı kanıtlanmış bir gerçektir. Memnuniyet duyumsamak, stres hormonu olarak bilinen kortizol seviyesini yaklaşık %23 oranında azaltır.

Kaliforniya Davis Üniversitesi'nde yapılan bir araştırmada, gündelik biçimde memnuniyet duymaya kendini veren insanların kortizol seviyelerindeki azalmaya bağlı olarak ruhsal durumlarının iyileştiği, enerjilerinin arttığı ve kayda değer biçimde daha az endişe duydukları bulunmuştur.

Aşırı anksiyete ve başarı birbirine karşıt iki durumdur. Ne zaman performansınızı sınırlayan düzeyde stres ve kaygı ile karşılaşırsanız kontrolü tekrar elinize alabilmek için yukarıda adımları uygulamayı deneyin. 





Devamını Oku
Alternatif İnternet

Stresle Nasıl Başa Çıkılır

    No comments:

Stresin kelimenin gerçek anlamıyla beyninizi yiyip
bitirebileceğini ve sizi daha aptal bir insana dönüştürebileceğini biliyor muydunuz? Dahası, abartmıyorum ama sizi öldürmesi dahi mümkün.

Günümüzde hepimizin stres yaşamak için haklı sebeplerimiz var. Belki işte veya okulda kendinizi bir çıkmazın içinde hissediyorsunuz, belki sevdiğiniz kişiyle sert tartışmalar yaşıyorsunuz ve belki de ailenizde ilgilenmeniz gereken ağır sorunlar var. 

Stresle birlikte yaşamaya o kadar çok alışmışız ki artık bize normal geliyor. Bu yüzden belki de stresin ne kadar tehlikeli olabileceğini göz ardı etmeye başladık.


Stres Bizi Yavaşça Öldürebilir ve Beynimizi Küçültebilir

Bilim, uzun süreli strese maruz kalmanın gerek fiziki gerekse de akıl sağlığımız üstünde ciddi etkileri olduğunu uzun süre önce göstermişti. 

Örneğin, Yale Üniversitesi'nden araştırmacılar, stresin beyindeki sinir bağlantılarında kayba yol açıp sonuç olarak beyni büzüştüreceğini bulmuşlardı.

Bunun yanında, başka farklı bilimsel çalışmalar, sürekli olarak stres altındaki bir vücudun kalp problemleri ve hipertansiyon gibi ölümcül hastalıklara yakalanmaya daha yatkın olduğunu ortaya koymuştur. Amerikan Psikoloji Derneği'ne göre, yetişkin nüfus %75'e varan oranlarda stres kaynaklı fiziki rahatsızlık belirtileri göstermektedir.

Tüm bu gerçekler tek bir şeye işaret ediyor: stres, siz farkına bile varmadan sizi yavaşca öldürebilir.

Bu nedenle, ileride bir gün yine sadece biraz yorgun olduğunuzu düşündüğünüz zaman aşağıdaki stres semptomlarına bir göz atmayı deneyin:

1. sık sık baş ağrısı çekme. boyun ve sırt ağrısı.

2. hafif sersemlik ve baş dönmesi.

3. açıklanamayan kızarıklıklar, kaşınma ve ürperme.

4. sık sık grip ve soğuk algınlığına yakalanma.

5. mide ağrısı veya yanması, bulantı, iştah kesilmesi veya artışı.

6. kabızlık veya ishal, yoğun gaz çıkarma veya şişkinlik.

7. ani duygu değişimleri. ani öfke veya sinme, düşmanlık.

8. odaklanma veya önemsiz şeyleri unutmada güçlük.

9. uykusuzluk veya kabus görme.

10. sürekli yorgunluk, tükenmişlik ve güçsüzlük.

Yukarıdakiler stresin çok sayıda fiziki belirtilerinden en yaygın ve kolay anlaşılır olanları... Bedenlerimiz strese birçok değişkene bağlı olarak farklı farklı tepkiler verirler. Ancak saydıklarımız çoğu insan için ortak belirtilerdir.

Bize güçlüklerle karşılaştığımızda hayatımıza devam etmemiz ve onları aşmak için mücadele etmemiz öğretildi. Ancak aşırı stres altında bu tavsiyeler işe yaramaz.

Bazıları Stres Altında Daha Verimli Davrandığımızı Düşünüyor. Bu Doğru mu?

Doğru olan şu ki, bir parça stres normal ve yararlı olabilir. Örneğin, birçoğumuz sınav, iş görüşmesi veya bir topluluğa konuşma yapmadan önce biraz gergin hissederiz. Bu tür bir stres, yapacağımız işe odaklanmak ve daha keskin duyulara sahip olmak için ihtiyaç duyduğumuz adrenalin ve enerji patlamasını sağlayabilir. 

Ancak ne zaman ki stres başa çıkmanın çok zor olduğu düzeye yükselir, işte o zaman sorunlar doğmaya başlar. Berkeley Üniversitesi'nden bir araştırma stresin beyin yapısını değiştirerek anksiyete ve depresyonun ortaya çıkma riskini artırdığını gösteriyor. 

Stres ruh sağlığımız için yıkıcı olabilir, hatta kimi insanlarda topyekün bir çöküşe yol açabilir.

Bu nedenle, strese nelerin yol açtığını ve bunlarla nasıl başa çıkılacağını anlamamız yararımıza olacaktır.


Stresi Hissediyoruz ama Çoğu Zaman Neyden Kaynaklandığını Bilemiyoruz

Niye stres altında hissettiğinizi anlayabilmeniz için kendinize sorabileceğiniz bazı soruları aşağıda listeledik:

1. Bu sıralarda hayatımda uğraşmak zorunda olduğum yeni güçlükler ve mücadelelerle mi karşı karşıyayım?

2. Bunlar gerçekten yeni güçlükler mi yoksa sadece onlarla yüzleşmekte ben mi çok endişeli davranıyorum?

3. Bu sorunları aşmak için gerekli niteliklere sahip değil miyim? Bu yüzden endişelenmeli miyim yoksa yeterince özgüvenli mi değilim?

4. Kendimden çok büyük beklentilerim mi var? Beklentilerim gerçekçi mi?

5. Bu sorunlara yol açan birileri mi var? eğer varsa bu kişi benim canımı mı sıkıyor?

6. Sorunlarımın ideal çözümü ne olabilir? Kendim başarabilir miyim yoksa birilerinden yardım almam gerekir mi?

7. Yapmam gerekenler listemde her gün beni strese sokan bir şey var mı? Bunla nasıl başa çıkabilirim?

8. Bu şey üstünde hiçbir kontrolümün olmadığı bir şey mi?

9. Belirli bir kişiyle zaman geçirmek veya belirli bir şeyi yapmak beni mutlu ediyor mu? Eğer ediyorsa, o kişiyi son zamanlarda daha az mı görmeye başladım veya o şeyi daha az mı yapıyorum?

10. Belirli bir kişiyi gördüğümde veya belirli bir şeyi yaptığımda daha stresli mi oluyorum? Şu an keyifsiz olmamın sebebi ikisinden biri olabilir mi?

Bu sorulara vereceğiniz yanıtlar, stresinizin kaynağını tespit edip stres yönetimini başarmanızda size yardımcı olacak. Sorunun iş, okul, aile veya ilişkileriniz gibi alanlardan hangisi ile alakalı olduğuna da kafa yorabilirsiniz.

İkinci adım size en uygun çözümü bulmak olmalı.


Önce Stresi Üstümüzden Atmak veya Hafifletmek için Bazı Hızlı Çözümlere Bakalım

Alkol, Kafein ve Sigaradan Uzak Durun

Bu ürünler beyninizi uyararak bedeninizi strese sokan kimyasallar barındırıyorlar. İş sırasında sert bir kahve veya yorucu bir iş günü sonunda rahatlamak için birkaç kadeh sizi cezbediyor olabilir. Ancak rahatlamak için daha sağlıklı yollar olduğunu hatırlamalısınız ki bazılarına aşağıda değineceğiz. Eğer illa bir şeyler içmek istiyorsanız şimdilik sadece su için.

Nefes Alma Tekniklerini Uygulayın

Her gün 15 dakika tüm sorunları zihninizden uzaklaştırın ve derin nefes alma egzersizleri yapın. İnternette bu egzersizlerle ilgili çok sayıda uzman videosu bulabilirsiniz. Sizi sakinleştireceği için sonrasında problemleriniz hakkında daha net bir zihinle düşünme şansı bulacaksınız. Ayrıca, eğer uyku problemleriniz varsa, nefes alma egzersizleri sayesinde daha kolay uykuya dalabileceksiniz.

Uyku

Stresli olduğunuz dönemlerde uykuya dalmanın ne kadar zor olduğunu biliyorum. Eğer üstteki egzersizler uyumanızı kolaylaştırmadılarsa, üstünüze ağır bir battaniye alarak uyumayı deneyin. Uyumanızı kolaylaştıracaktır.

İyi dinlendiğinizde strese göğüs germek daha kolay olacaktır. Sorunların kontrolünüz dışında geliştiği hissine daha az kapılacaksınız.


Bir Arkadaşınızla Konuşun

Biriyle sohbet etmek sorunları aşmada çok klişe bir yol gibi görünebilir ama işe yaradığı muhakkak. Bazen yardım ve destek almak için bunu istemeyi öğrenmemiz gerekir. Yardım beklemek zayıf olduğunuzu göstermez; aksine, problemlerinizi bir başkasına açabilecek kadar güçlü olduğunuzu gösterir.

Örneğin, eşinizle bir sorun yaşıyorsanız, arkadaşınıza aynı durumda onun ne yapacağını sorun. Dışarıdan bir bakış açısı size ilham verebilir.  


Egzersiz Yapın

Egzersiz yapmak, adrenalin ve kortizol gibi stres hormonlarının salgılanmasını azaltırken mutluluk hormonu olarak bilinen endorfin salgılanmasını artırır. Vücudunuzda bu hormonların dengeli biçimde salgılanması stres yönetimi için kilit önemde bir gerekliliktir.

Eğer hiçbir zaman spora çok yatkın bir insan olmadıysanız, bir anda egzersiz yapmaya başlamanın zor bir iş olacağını biliyorum. Bu durumda sabah veya akşam saatlerinde yürüyüş yapmanızı öneririm çünkü düzenli yürüyüşün de egzersiz yapmaya benzer sağlık yararları var. Dilerseniz bir grupla birlikte doğa yürüyüşleri yapmak daha iyi bir alternatif olabilir, hem böylece sevdiğiniz insanlarla vakit geçirmiş olursunuz.

Uzun Vadeli Kalıcı Çözüm için Bu Önerileri Günlük Yaşamınızın Parçası Haline Getirin

Stres Günlüğü Tutun (veya Duygu Takibi Aplikasyonu)

Her günün sonunda o gün sizi nelerin strese soktuğunu not alın. Neler yaptığınızı, yaptığınız şeylerin nasıl sonuçlandığını ve sizi nasıl hissettirdiğini yazın. Sizi strese sokan veya üzen şeyleri anımsarken kendinize "bu şeyler gerçekten kaygılanmaya değer mi" diye sorun.

Eğer yazmak size göre değilse şu akıllı telefon aplikasyonlarını deneyebilirsiniz:

iPhone kullanıcıları için Mood Track Journal;

Android kullanıcıları için Moodtrack Diary.

Bu uygulamaların kullanımı gayet kolay ve eğlenceli. Günlük duygularınızı kaydedip nelerin stresi, mutlu veya üzgün hissetmenizi tetiklediğine bakabilirsiniz. Tetikleyen unsurları açığa çıkardığınızda artık yapmanız gereken, onlardan uzak durmaya çalışmak olacak.

Yapılması Gerekenler Listenize Gerçekçi Yaklaşın

İşinizle ilgili planlar yaparken hedefleriniz hakkında gerçekçi davranın. Yeteneklerinizi dürüst biçimde değerlendirip aşırı yüksek beklentilere kapılmayın.

Örneğin, işinizle ilgili çok zor bir görevi bir saat içinde bitirmeyi hedeflemek yerine, o görev için gereken makul çabayı ve süreyi hesaplayarak ulaşılabilir bir hedef koyun.

Ayrıca, yapmanız gereken işler arasında bir öncelik sıralaması yapın. Kendi becerilerinizi ve gösterebileceğiniz çaba düzeyini abartmayın ve işin zorluğunu küçümsemeyin.


Her Zaman Bir B Planınız Olsun

Hayatta kontrolünüz dışında gelişmeler ve beklenmedik değişimler yaşandığını kabul edin.

Farkında olmanız gereken şey, sizin bu değişimleri göğüsleyebilecek ve her zaman hazırlıklı olabilecek güce sahip olduğunuzu bilmenizdir.

"En iyisini umun ama en kötüsüne hazırlanın" boş bir söz değil. Bir B planına sahip olduğunuzda artık elinizden geleni yapmışsınız demektir. Bir şeyler yanlış giderse ya B planınız devreye girecek ve durumu kurtaracak ya da zaten yapabileceğiniz başka bir şey olmadığı için gelişmeler sizi yıpratmayacaktır. Böylece, ya bir şeyler yanlış giderse düşüncesinden kendinizi kurtarabilirsiniz. Kaldı ki, her zaman bir şeyler yanlış gider, öyle değil mi?

Beklenmedik bir değişim yaşandığında stres yaşayıp üzülmektense bakış açınızı değiştirerek bu değişime ayak uydurun. Bu yeni duruma başka bir gözle bakmayı deneyin. 

Mesela, topluluk önünde yapacağınız bir konuşma öncesinde, konuşmanızın insanların yeterince ilgisini çekmeyeceği endişesine kapılmak yerine, zihninizde o anı canlandırarak insanların ilgisini yeniden kazanmak için neler yapabileceğinize odaklanın. Belki tam o anda bir şaka aklınıza gelir veya konuşmanızı soru-cevap şeklinde sürdürüp insanlarla etkileşiminizi artırabilirsiniz. 

En kötü senaryoyu kafanızda canlandırın ki onun ötesinde endişe edebileceğiniz başka bir şey kalmasın.


Stresi Kontrol Etmenin Elinizde Olduğunu Anlayın

Stresle birlikte yaşamayı öğrenin ve onun yaşamınızı elinizden almasına izin vermeyin.


"Stres hakkında düşünmenin kendisi bir stres kaynağı haline gelmesin. Problemlerinize saplanıp kalmayın. Bir şeylerin yanlış gitmesinden endişelenmek yerine doğru giden şeylere odaklanın"

Stresin olumsuz bir şey olduğunu düşünmek yerine onun aslında yardımcı bir araç olduğunu düşünün. Bu zihinsel dönüşüm zor durumlarda kontrolü tekrar elinize almanıza yardım edecektir.

Ancak, stresi göz ardı etmeniz gerektiğini söylemeye çalışmıyorum. Tam tersine, onun varlığını kabullenmeniz gerekir.

Stresin bazen yardımsever bir dost gibi davranabileceğini bilmek kendinize güveninizi artıracak ve stresli anlarda güçlü kalabilmenizi sağlayacaktır.

Her insanda farklı yöntemlerin işe yarayacağı aklınızın bir köşesinde hep bulunsun. Sizin için belirli bir stres yönetimi stratejisi işe yaramazsa hemen ümitsizliğe kapılmayın. Denemeye devam edin ve sabırlı olun.




  
Devamını Oku