Bu Tagdeki Gönderiler blogger
Showing posts with label blogger. Show all posts
Alternatif İnternet

Blog Yazarak Para Kazanmak hakkında Her Şey

    12 comments:

Dünyanın en çok para kazanan kişisel bloggerlarından biri olan Jon

Morrow'un konu hakkındaki makalesini aşağıda paylaşıyoruz.

Pek çok kişi bizim ahmak olduğumuzu düşünüyordur, öyle değil mi?


Dünyanın geri kalanına blog yazarak para kazanmak bir şaka gibi geliyor.


Çünkü bu bir kariyer değil. Para kazanmak için iyi bir yol değil. Dünyayı değiştirmek için bir araç değil.


Bu sadece bir hobi, bir uğraş, gelip geçici bir heves... Tabi ki blog yazmaya başlayabilirsiniz ama bunu para kazandıracak bir meslek olarak görmeyin. Aksi çok saçma olurdu.


Ailenize, arkadaşlarınıza veya iş arkadaşlarınıza işinizden istifa edip blog yazarak para kazanmak istediğinizi anlatmaya çalışın. Gülümseyip şöyle diyeceklerdir: "bundan para kazanan kimse var mı ki?"


Sizi seven insanlar hayallere sahip olmanızı ve o hayallerin peşinden koşarak başarılı olmanızı isterler. Ancak aynı zamanda "gerçekçi" de olmalısınız.


Eğer gerçekten hayatınızı değiştirmek istiyorsanız, eğitim seviyenizi yükseltmeli, kendi işinizi kurmalı veya hatta bir kitap yazmalısınız. Tüm ümitlerinizi ve hayallerinizi küçük saçma bir bloga bağlamak çocukça olurdu. Kimse blog yazarak para kazanamaz.


Peki gerçekten öyle mi?


Bunu söylemekte kararsız kaldım ama bu blog ayda yüz bin dolardan fazla para kazanıyor.


Aslında, bu ay (Ocak 2016) yüz bin doları fazlasıyla aşan bir satış rakamına ulaştık. Gerçekten iyi bir ay oldu ve her zaman bu denli yüksek bir seviyeye çıkamıyoruz ama hemen her ay yüz bin dolar seviyesine mutlaka ulaşıyoruz.


Peki nasıl?


Size anlatacağım. Hayır, hava atmak amacıyla değil. Belki doğrusu biraz hava atmak da istiyor olabilirim ama internette blogunuzdan para kazanma yolları hakkındaki tavsiyelerin hepsinin işe yaramaz olduğunu göstermek asıl hedefim.


Örneğin, bu sitede herhangi bir reklam gördünüz mü?


Asla... Peki e-kitap satışı? O da yok. Bunları yapmamamızın bir sebebi var.



Blog Yazarak Para Kazanmayı Nasıl Öğrendim

Geçtiğimiz sekiz yıl boyunca, gezegendeki bazı en zeki bloggerlarla çalışma şansına sahip oldum. Bu isimlerin birçoğu kendi blog markalarını yaratarak multimilyoner seviyesine ulaştılar.

Onlarla karşılaştırdığımda benim aylık yüz bin dolarlık kazancım bile önemsiz kalır. 

Ayrıca, çoğu sanal tavsiyenin aksine size dosdoğru anlatacağım. Bu gelir pasif değil. Yani yattığınız yerden hiçbir şey yapmadan sadece ara sıra blog yazarak bu seviyeye ulaşamazsınız. İlk birkaç yıl haftada yüz saate yakın çalıştım. Hatta şimdi bile çoğu hafta altmış saate varan sürelerde çalışmayı sürdürüyorum.

İyi tarafı şu ki, bu uzun ve yorucu çalışmamın karşılığını alıyorum. Eğer anlattığım derslere kulak verirseniz siz de karşılığını alabilirsiniz.

Aşama Aşama Blog Yazarak Nasıl Para Kazanılır

İşte blog yazarak nasıl aşama aşama para kazanacağınızın planı:

1. Blogunu kur

2. Bloguna çok ziyaretçi çeken içerikler yaz

3. Bu ziyaretçileri email abonelerine dönüştür

4. Bu abonelere size güvenmelerini sağlayacak işe yarayan bilgiler gönder

5. Abone kitlenizin istediği ve ihtiyaç duyduğu ürünleri onlara sat

İşte bu kadar. Sadece beş adım. Sorun var mı?

Evet, bu inanılmaz zor bir süreç. Kağıt üstünde tüm bu süreç kulağa çok kolay geliyor ama işin içine girdiğinde her bir adım aşırı karmaşık ve yetenek gerektiren bir hal alıyor.

Özellikle beşinci adım...

Örneğin, kendinize ait ürün veya hizmetleri mi satmak istersiniz, eğer öyleyse hangilerini?

Ya çoğu yeni bloggerın sahip olmadığı gibi sizin de satacak bir ürününüz veya hizmetiniz yoksa?

Doğrusu, başkalarının ürün ve hizmetlerini satarak da para kazanabilirsiniz.

En kolay ve aynı zamanda en az kar bırakan yöntem reklam almak. Reklam aldığınızda, belirli bir ücret karşılığında firmaların kendi ürün ve hizmetlerinin sizin blogunuzda reklamını yapmalarına izin verirsiniz. Bunun haricinde, yine firmalarla işbirliği yaparak onların ürünlerini satış başına komisyon karşılığında affiliate satış ortaklığı şeklinde kendi blogunuzda satmaya çalışabilirsiniz.

Hangi yöntemi benimsemelisiniz? Ne yapmalısınız?

Tercih tümüyle size kalmış ama kararınızı vermeden önce anlamanız gereken birkaç hayati nokta var:

Siz Sadece Bir Blogger Değilsiniz

Blog açıp para kazanmaya karar verdiğiniz an siz artık sadece bir blogger değilsiniz. Bu anda siz aynı zamanda bir girişimci haline dönüşürken blogunuz da sizin küçük şirketiniz haline gelir.

Finansal pazarlama uzmanlarının müşteri çekmek için bedava seminerler verdiklerini duymuşsunuzdur.

İşte, blog yazmak da bu bedava seminerler gibidir. Siz de uzmanlığınızı ve bilginizi, müşteri bulabilmek ve bulduğunuz müşterilerin güvenini kazanabilmek için sunuyorsunuz.

Bir başka deyişle, eğer amacınız para kazanmaksa, blogunuz sizin talep yaratma mekanizmanız. Aynı zamanda bu talebi satın almaya dönüşene dek beslemektesiniz.

"Ama bir saniye, bu süreç çok zahmetli. Ben internetten para kazanmanın hızlı ve kolay bir yolunu arıyorum" diyor olabilirsiniz.

Cevabım çok basit olurdu: blog açmayın. Blog kurmak, birkaç kuruş kazanmaya değmeyecek kadar zor bir iş. 

Öncelikle, çok zamanınızı alacaktır. Ben bugüne dek karlı bir blog açmayı üç yıldan az bir sürede öğrenebilen kimseye rastlamadım.

İkinci olarak, her şeyi doğru yapmaya çalışsanız bile başarısız olmak ihtimaliniz tabi ki var. İlk birkaç blogunuz farkında olmadığınız yanlışlarınız yüzünden muhtemelen başarısız olacaklardır.

Bu iş tümüyle gerçek hayatta iş kurmaya benziyor. Her bakımdan...

Zengin olabilir misiniz?

Herkes bu nedenle girişimciliğe adım atıyor. Elbette başarılı bir iş kurup onu büyütürseniz milyoner hatta milyarder bile olabilirsiniz. Ancak her şeyi kaybetmeniz de olası...

Sıfırdan milyoner olmuş her kişi için, tüm sermayesini ve zamanını yatırıp batmış on kişi bulabilirsiniz. Girişimcilik yüksek riski ve aynı oranda yüksek getirisi olan bir iş. Çoğu insanın kaldıramayacağı miktarda yetenek, yoğun çalışma ve zeka gerektiriyor.

Tüm bunları sizi vazgeçirmek için anlatmıyorum. Sadece makul beklentilere sahip olmanızı sağlamaya çalışıyorum.

Kendi hikayemi biraz daha yakından anlatayım.

Sıfırdan Yüz Bine Yolculuğum

İlk bir dolarımı kazanmam tam beş yılımı aldı.

Bu süre boyunca toplam dört farklı blog açtım. Bu bloglarda akşamları ve hafta sonları çalıştım. İlk üç blogum tamamen başarısız oldular. Her birine yüzlerce saatlik emeğimi yatırmış olmama rağmen şimdi geriye dönüp baktığımda çok sayıda hata yapmış olduğumu anlıyorum. Sonunda hepsini kapatmak zorunda kaldım. Tek kuruş para kazanamadım.

Yalan söylemeyeceğim, berbat bir durumdu.

Blogum her başarısız olduğunda ciddi ciddi bu işi komple bırakmayı düşündüm. Tüm zamanımı ve enerjimi hiçbir şey kazandırmayan bir işe yatırdığımı hissediyordum.

Fakat bu doğru değildi. Her başarısızlıkta daha çok şey öğreniyordum.

Evet, bir sürü hata yaptım, ama o hataları tekrar etmedim. Bu yüzden, her ne kadar bu dört blogun her biri başarısız olsa da, her yeni blogum öncekinden başarıya daha yakın oluyordu.

Dördüncü blogumda her şey yerli yerine oturmaya başladı. İki ay içinde günde bin ziyaretçi sayısına ulaştım ve bu blogu on bin dolara isteyen birine sattım. İşte bu aşamada benden bir şeyler olacağını biliyordum.

Dördüncü blogdan sonra kendim blog açmayı bırakıp başka büyük bloglar bünyesinde birkaç yıl çalıştım. Fakat enin sonunda kendi blogumu kurma dürtüsü yeniden galip geldi ve nihayet şu an yayın yaptığım ayda yüz bin dolar kazanan bu blogu açtım.

Toplamda bu noktaya gelmek benim sekiz yılımı aldı. Fakat bu sekiz yılın karşılığında hayatımın sonuna dek yetecek parayı kazanmayı başardım. Ayrıca, her gün insanlardan onların hayatını bu blog sayesinde nasıl iyileştirdiğimi anlatan mailler alıyorum.

Kısacası, buna değiyor. Hiç şüphe yok.

Fakat kolay mıydı? Hayır, hiç kolay değildi. Başka bir işi, gerçek hayatta bir işi kurmak ne kadar zor ise o kadar zordu.

Kendi sürecim boyunca, başkalarının sürecini kısaltabilecek birkaç önemli nokta öğrendim. Aşağıda bahsedeceğim bu derslerin bazıları eminim sizi şaşırtacaktır.

Ders 1. Reklam Alanı Satmayın (Google Adsense Kullanmayın)

Ortalama bir yeni blogger'a blogundan nasıl para kazanmayı planladığını sorduğunuzda size reklam alacağını söyleyecektir. Sonuçta, büyük haber siteleri ve diğer büyük siteler de aynı şeyi yapıyorlar, niye o yapmasın?

Ancak bu büyük bir hata.

Ben üstte bahsettiğim dönemde büyük bir blogda çalışırken küçük bir deney yapmıştık. Normalde, biz sitemize reklam almayı reddediyorduk fakat sırf test etme adına sağ sekmeye üç reklam alanı yerleştirdik.  

Öncelikle, bu üç reklam alanına kendi ürünlerimizi koyduk ve birinin o ürün reklamlarına tıklaması sayesinde yaptığımız satışları saydık. Tam sayıyı şu an hatırlayamıyorum ama ilk bir ay içinde elli bin dolar civarında bir satış rakamına ulaşmıştık. Hiç fena değildi.

Sırf meraktan, reklam verenlerle görüşerek o üç reklam alanı için aylık ne kadar ödeyeceklerini öğrenmek istedim. Pazarlıklarım sonucunda ulaşabildiğim en yüksek teklif tek bir reklam alanı için beş bin dolardı, hepsi için on beş bin dolar ediyor. Bu miktar, kendi ürünlerimizi satarak elde ettiğimiz tutarın yüzde yetmişinden az !

Üstelik teklif edilen bu ücret, büyük ve internette otorite olarak adlandırılan sitelerden biri içindi. Başlangıç aşamasındaki yeni bir blogcu için gelecek tekliflerin ne kadar düşük olacağını hayal edebilirsiniz.

Elbette gerçekten adil bir kıyaslama olmayabilir. Çünkü kendi ürünlerinizi satarken müşteri hizmetlerini, ürün geliştirmeyi ve diğer zorunlu maliyetleri de hesaba katmak zorundasınız. Ancak tüm bu faktörleri hesaba kattığımızda bile kendi ürünlerimizin reklamını yapmak çok daha karlı oluyordu.

Bir diğer karlı yaklaşım diğer firmalarla işbirliği yaparak onların ürünlerini affiliate marketing kapsamında satış ortağı olarak satmak. Bu durumda blogunuzdan yaptığınız her bir satış başına belirli bir komisyon alırsınız. Bu yöntemi hiç test etmedik ama tahminim o üç reklam alanıyla bu affiliate yöntemiyle aylık yirmi beş bin dolar civarında bir para kazanabilirdik. Yine, reklam verenlerin en yüksek tekliflerinden yüzde altmış yüksek bir tutar.

Sonuç?

Eğer size bağlı ve güvenen bir okuyucu kitleniz varsa, reklam almak asla zeki bir hamle değil. Bu tespitim Google Adsense, sponsorluk ve reklam ağları gibi tüm reklam çeşitlerini içeriyor. Bunların hiçbiri kendi ürünlerinizi satmanız veya affiliate satış ortaklığı ile başkalarının sattığınız ürünleri üstünden komisyon kazanmanız sonucu elde ettiğiniz karın yanına bile yaklaşamayacaktır.

Bir diğer ders hakkında konuşalım...

Ders 2. Affiliate Marketing veya Türkçesi ile Satış Ortaklığı Yapmak

Şu sıralarda yeni bir blog açmak üzereyim. Detaylarını yakında başka bir yazımda paylaşacağım. Bu yeni blog, alanına ilişkin elimde hiçbir ürün bulunmayan tamamen farklı bir alanda faaliyet gösterecek. Bu yüzden, ondan para kazanmanın en iyi yolunu düşünmek zorundayım ve vardığım sonuç affiliate marketing (satış ortaklığı).

Eğer bu kavrama yabancıysanız, kısaca başkalarının ürünlerini veya hizmetlerini her satış için belirli bir komisyon karşılığında sizin pazarlamanız anlamına geliyor. Yazılım ve bilgi ürünlerinde satış ortağı yüzde elliye yakın hatta fazla oranda komisyon kazanabiliyor. Yani kazançlı bir iş modeli.

Bir başka büyük kişisel blogcu sadece affiliate komisyonlarından ayda yüz bin dolardan fazla kazanıyor. Şu an bu yazıyı okumakta olduğunuz sitede biz genellikle kendi ürümlerimizi tanıtıyor ve satıyoruz. Ancak yerleştirdiğimiz az sayıda affiliate ürün linklerinden bazen ayda otuz bin dolara yaklaşan düzeyde ciro elde edebiliyoruz. 

Tabi ki, sizin kuracağınız blog küçük olacağından bu büyüklükte bir meblaga ulaşamayabilirsiniz ama affiliate marketing-satış ortaklığı pazarlama başlangıç için en iyi yollardan biri olabilir. 

Sebepleri:

Hızlı olması. Kendi ürününüzü bulmak veya üretmek için aylar ve hatta yıllar harcamak yerine yapmanız gereken tek şey sitenizde bir link paylaşmaktan ibaret. Ziyaretçi kitleniz size bağlıysa daha ilk saatlerde ve hatta dakikalarda bile komisyon ücreti kazanmaya başlayabilirsiniz.

Affiliate marketing sisteminden elde edilen gelir tümüyle pasif gelirdir. Ürün bulmak, müşteri hizmetleri ile uğraşmak veya kendi ürünlerinizi satarken karşılaştığınız herhangi bir teknik zorlukla uğraşmak mecburiyetinde değilsiniz. Bunlardan arta kalan boş zamanınızı sitenize gelen trafiği artırmaya harcayabilir ve böylece sadece satış miktarınızı artırmaya odaklanabilirsiniz.

Gelecekte kendi ürününüzü hazırlayabilmeniz için size öncülük eder. Eğer pazarladığınız affiliate ürünlerden biri diğerlerinden on kat daha çok satıyorsa, o ürünün benzerini kendiniz tasarlayarak kendi ürününüz olarak satmayı düşünebilirsiniz. Çünkü biliyorsunuz ki ziyaretçi kitleniz o ürünü istiyor. Affiliate marketing, kazandırmasının yanında gelecekteki kendi işiniz için bir ön çalışma olabilir.

Kanımca, bu stratejinin avantajları o kadar büyük ki, yeni başlayan bir bloggerın başka bir iş modeli düşünmesine gerek yok. Tek bir istisnası var: o da şahsen hizmet sağlayan kişiler.

Eğer grafik tasarımcıysanız, emlakçıysanız, avukatsanız veya bunlara benzer bir şahsi hizmet sağlıyorsanız, blogunuzda daha ilk günden kendi hizmetlerinizi tanıtmak istersiniz. Bu tip hizmetlerden sağlayacağınız kazanç haliyle daha ilk günden alternatiflerden daha yüksek olacaktır. 

Ders 3. Doğru Ürün ve Fiyat Piramidini Kurmak


Affiliate marketing ile muazzam paralar kazanıyor olsanız bile, bir süre sonra kendi ürünlerinizi satmak isteyebilirsiniz. Peki, bu durumda nereden başlamalı?

Buna piramidin tepesi şeklinde yanıt veriyorum. Ne demek istediğimi açıklayacağım.

Satış piramidini biliyorsunuz, değil mi? Bir firma size önce bedava bir promosyon ürünüyle yaklaşır, daha sonra size ucuz ama karşı konulamaz bir ürün teklif eder, ve bu noktada onların çekimine girdiğinizden tatlı sözlerle sürekli daha yüksek fiyatlı ürün satmak ister. Bu denenmiş ve gerçek bir pazarlama taktiğidir. Benzerini mutlaka blogunuzda da hayata geçirmeniz gerekiyor.

Ama muhtemelen bilmediğiniz nokta, bunu tersinden yapmalısınız.

Çoğu blogcu ilk ürün olarak ucuz bir e-book veya benzeri ürün satmaya başlar. Sonra da çok para kazanamamaktan yakınırlar. Niye? çünkü asıl kar, piramidin tepesindedir; zeminde değil.

E-kitap ve benzeri ucuz ürünleri satmak fena olmayabilir ama eğer arkasından satabileceğiniz daha pahalı ürünleriniz varsa... Aksi halde hiç anlamı yok. Tam tersine, önce pahalı ürünlerle başlayıp giderek daha ucuz ürünleri de yanına katmak daha iyi bir yönelim.

Eğer ucuz ürünleriniz varsa bunları kitlenize yeni katılmış insanlara pazarlayabilirsiniz. Çünkü kademeli olarak çıkabileceğiniz daha karlı ürünleriniz olduğunu biliyorsunuz.

Bu blogda şu an dokuz bin dokuz yüz dolardan kırk yedi dolara kadar beş farklı fiyat seviyesinde ürünler sunuyoruz. Önce en yüksek fiyatlı olanla başladık ve en son kırk yedi dolara kadar düştük. Bu şekilde diğer tüm fiyatlandırma senaryolarından daha iyi kazandığımızı gördük.

Ders 4. Ucuz Piyasa diye Bir Şey Yok

Şöyle dediğinizi duyabiliyorum: "On bin dolarlık bir ürünü satmam mümkün değil. Benim müşterilerimin o kadar parası yok".

Yüzde doksan sekiz ihtimalle haklısınız. Belirli olarak milyoner insanlara dönük ticaret yapmıyorsanız, müşterilerinizin ezici çoğunluğun premium ürünleri karşılayacak maddi durumu olmayacaktır. Ancak ilginç olan nokta şu ki, bunun hiçbir önemi yok. Sadece o yüzde ikiye satış yaparak geri kalan yüzde doksan sekizin tamamına yapacağınız satıştan fazlasını kazanabilirsiniz. 

Örneğin, bizim on bin dolarlık ürünümüz bir yıllık bloggerlık koçluğu. Bloggerlar çok zengin insanlar değillerdir bildiğiniz gibi. Fakat ben kontenjanı programı duyurduktan dakikalar sonra doldurmayı başarıyorum. Nasıl mı? en son bu programı açtığımızda kırk bin bloggera duyuru yapmıştım. Bu sayının yüzde ikisi sekiz yüz kişi eder. Programa sadece on kişiyi kabul edeceğimi söyleyerek bilinçli biçimde nadirlik yaratmıştım. 

İlk etapta duyuru yapabileceğiniz insan sayısı çok daha kısıtlı olsa bile siz de aynı şeyi yapabilirsiniz. Diyelim ki, yüz kişilik bir abone listeniz var. Önerdiğiniz premium ürünü alma ihtimalleri iki ve o iki ürün muhtemelen geri kalan doksan sekize satacağınız ucuz ürünlerden daha fazla kazandıracaktır. 

İlla on bin dolar seviyesinde yüksek fiyatlandırma yapmanız gerekir demiyorum. Doğrusu, biz iki bin dolarlık ürünümüzle on bin dolarlık ürünümüzden daha fazla para kazandık. Ama mesele şu, çoğu insan benzer ürünü 200 dolardan fazla fiyatlandırmıyor. Çünkü insanların bir kurs için verebileceği maksimum ücretin bu kadar olabileceğine inanıyorlar. Bu doğru değil. Her piyasada daha premium bir deneyim için daha fazlasını ödemeye hevesli müşteriler bulunabilir. 

Onlara bu isteklerini vermelisiniz. Sadece bir konuya dikkat edin. Yüksek fiyat, daha büyük ve işe yarar vaatler içermeli. Aşağıda açıklayacağım...

Ders. 5 Ücret Vaade Bağlıdır

On bin dolarlık koçluk programı örneğinden devam edelim. Nasıl olur da bana bu kadar para ödeyecek insanlar bulabilirim?

Bu insanlar aptal oldukları için bu parayı ödemiyorlar. Benden bir mail alıp eşine "bak hayatım işte paramızı sokağa atmak için bulunmaz bir fırsat. Hadi şu güzel görünüşlü beyefendiye hemen on bin doları verelim gitsin" demiyorlar.

Aksine, benden çok şey bekliyorlar. On bin doların karşılığında, onlara sıfırdan bloglarını kurup yalnızca ilk bir senede on bin email bülteni abonesine ulaşmalarına yardımcı olacağıma söz veriyorum.

Bu gerçekten ağır bir yükümlülük. Şöyle düşünün, on bin email abonesine sahip bir blogu, çoğu piyasada en az yüz bin dolara satabilirsiniz. Yani, ben onlara temel olarak on bin dolara karşılık yüz bin dolar vaat etmiş oluyorum.

Bu, sevgili arkadaşlar, iş yaşamının temel kurallarından biri.

Eğer yüksek fiyat çekmek istiyorsanız ki gerçekten çekebilirsiniz, mutlaka yüksek vaatleriniz olmalı. Benzer şekilde düşük fiyatların da düşük vaatleri olacaktır. Ancak her iki durumda da, vaadin değeri ödenen ücretin değerinden en az on kat büyük olmalı. Yani bir dolarlık bir ürün veya hizmetin bile müşterisi açısından on dolarlık bir değeri olmalı ki sizden alsın.

Örneğin, bizim dört yüz doksan yedi dolarlık ziyaretçi blog kursu hizmetimiz de bulunuyor. Bu kursta öğrencilere dünya çapında büyük bloglarda nasıl öne çıkabilecekleri konusunda yardımcı oluyoruz. Bahsettiğim öne çıkmanın, bir bakıma sosyal medyada meşhur olmanın değeri aşağı yukarı beş bin doları rahat karşılar demek yanlış olmaz. Bu yüzden, bu hizmetimiz de gayet iyi satıyor.

Her şey çiçek böcek değil tabi. Aslında, her şeyi berbat etmenin iki yolu var:

1. Yüksek fiyat çekip küçük vaatlerde bulunmak. Sonuç, ürün iyi satmaz ve bir sürü zaman kaybı.

2. Düşük fiyat çekip büyük beklenti yaratmak. Sonuç, bir sürü müşteri ama çok az kar.

Bir söylentiye göre, ben bu hataların hepsini birden çok kez yapmışım. Hatta bizatihi bana bu yazdıklarımın sürekli hatırlatılması gerekiyormuş.

Böyle bir şey mümkün mü? Boşverin :)

Ciddi olursam, çıkardığım bu derslerin hepsini yaşayarak öğrendim. Eğer ürününüzü veya hizmetinizi nasıl fiyatlandırmanız gerektiğini merak ediyorsanız sözlerime kulak verseniz iyi edersiniz.

Devam etmeden önce birkaç noktayı daha belirteyim:

Söylemek yersiz ama yerine getirebileceğiniz vaatlerde bulunun. Diğer türlüsü etik dışı olacağı gibi uzun vadede imajınızı sarsarak işlerinizi bozacaktır.

Eğer vaadinizi duyar duymaz insanların zihninde sizin işe yaramaz biri olduğunuz fikri oluşuyorsa, başınız belada demektir. Bana göre, pazarlamanın aslı bu noktadır: insanlara onlara yardımcı olabileceğinizi söylediğinizde size inanmaları... Bu konuda kendinizi geliştirdikçe daha fazla para kazanmaya başlayacaksınız.

Size bahsettiğim müşteriye sunacağınız değer, onun biçtiği değerdir; sizin kendinizin biçtiği değer değil. Örneğin, ben yemek için hazırladığım mezelere tabak başı on bin papel değer biçiyorum ama arkadaşlarım buna katılmadıklarından bedavaya yiyorlar. Alçaklar!

Ayrıca, fiyat testi, rekabet ve işin iktisadı gibi bazı önemli diğer başlıkları bu yazıda geçiyorum. Bana göre, bunların hiçbiri şu soruya bir yanıt buluncaya kadar üstüne düşünmeye değer değil:

İnsanlara fiyatının en az on katı değerinde ne teklif edebilirim?

Bunu doğru yanıtlayabildiğiniz takdirde doğru yoldasınız demektir.

Ders 6. Online Seminerler Bu İşi Çözer

Eğer email listemizde yeterince uzun süre bulunuyorsanız, bizim bir sürü online seminer düzenlediğimizi biliyorsunuzdur. İşte sebebi:

Ortalamada her bir online seminer altmış bin dolarlık satışa ulaşıyor. Bu şu ana dek yaptığım işler arasında açık ara en çok kazandıranı... Yanına yaklaşabilen başka bir şey yok. 

Böyle bir şeyin nasıl mümkün olabildiğini merak ediyorsanız, bu tamamen ne kadar insanın bu etkinliklere katıldığıyla alakalı. Örneğin, bir online seminerimize üç binin üstünde insan katıldı.

Ancak katılım işin sadece bir boyutu.

Diğer kısmı ise, gerçekten iyi bir seminer verebilme yeteneğinizde saklı. Bizim bu işi nasıl becerdiğimizi merak ediyorsanız seminerlerimizden birine katılabilir ve kendiniz görebilirsiniz. Yaptığımız her şey katılımcılara açık bir şekilde yapılıyor ve herhangi bir ekstra ücret ödemeden çalışma şeklimiz üstünde çalışabilirsiniz.

Ders 7. Otomatik Satış Fiyatlaması Çok Daha İyi

Online seminerlerden daha iyi işleyen bir sistem varsa o da otomatik satış fiyatlamasıdır.

Detaya girmeden önce bir uyarıda bulunayım: bu konu aşırı derecede gelişmiş bir pazarlama stratejisi olup hiç kimseye yılda yüz bin doların altında ciroya sahipse bu işe girmeyi düşünmesini tavsiye etmem.

Temel olarak fikir şu:

Teknolojinin bir mucizesi olarak, günün her saatinde satış yapabiliyoruz. Kimin hangi saatler arasında ne kadar indirimden yararlanabileceği ve bu indirimin ne zaman sonlanacağı gibi şeyleri otomatik olarak düzenleyebiliyoruz.

Kampanya ve promosyonları birbirine zincirleyebiliyoruz. Eğer iki bin dolarlık teklife yanıt vermezseniz hemen ardından nispeten ucuz dört yüz doksan dolarlık teklifle karşınıza çıkabiliriz.  

Blogumuzda ziyaretçilerimizin her hareketini takip ettiğimizi söylemiş miydim?

Örneğin, şu anda blog yazarak para kazanma hakkında bir makale okuyorsunuz. Eğer bir aboneyseniz, sizce yakında bizden blog yazarak para kazanma hakkında bir email alma şansınız nedir? Epey yüksek olmalı diye düşünüyorum :)

Açık olursam, tüm bu işlemler tamamen otomatik çalışıyor. Ne ben ne de bir başkası herhangi bir şey yapmıyoruz.

Bilgisayar, önceden belirlediğimiz kuralları yılın her günü yirmi dört saat boyunca takip ederek uyguluyor.

Pazarlamanın fütüristik dünyasına hoş geldiniz.

Ders 8. Email Listeniz diğer Her Şeyden Daha Önemlidir

Bu kadar teknoloji yeter. Şimdi temel ilkelere geri dönelim.

Analitikte "önemli olan tek ölçü" diye bir prensip vardır. Projenizin başarılı olup olmayacağını önceden tahmin edebilen tek bir sayı bulma fikrine dayalıdır.

Blogging dünyasında bu sayı email listenizin büyüklüğüdür. Email listesi ile RSS'yi birbirine karıştırmayın. İkincisi yavaş ama emin adımlarla ölmekte olan bir uygulama. Benim deneyimime göre, email listenizin büyüklüğü ne kadar para kazanacağınızı gösteren en isabetli gösterge.

Sahip olduğum blogda, her bir abone başına aylık bir dolar satış yapabilmek için uğraşıyoruz ve bence bu yeni bir blogger iken sizin açınızdan da iyi bir başlangıç ölçüsü olabilir. Diğer bir deyişle, bin kişilik bir email listesi aylık en az bin dolarlık bir satış getirmelidir. On bin kişi ise on bin dolar vs.

Daha fazla abone kazandıkça daha fazla para kazanacaksınız. Kesinlikle abonelerinizle ilişkiniz, ürünlerinizin veya servislerinizin kalitesi ve daha pek çok faktör önemli fakat kazancınızı artırmak için email listenizi büyütmeye bakın. Blog yazarak para kazanmak için bu konu mutlak öneme sahip.

Ders 9. İlk Günden Satışa Başlayın

Satış yapmaya başlamadan önce ne kadar süre beklemeniz gerekir? 1000 aboneye ulaşıncaya kadar mı yoksa 10000 aboneye ulaşıncaya kadar mı?

İkisi de değil. Hemen ilk günden satışa başlayın. Niye?

Tek bir sebebi var: motivasyon.

Eğer blogunuzdan para kazanmıyorsanız onu devam ettirecek motivasyonu korumak çok zordur. Tam tersi de geçerli... Sizce ekranımda her gün binlerce dolarlık satış yaptığımı gördüğümde ne hissediyorum? Elbette blogumu daha da geliştirmeyi...

Dürüst olmak gerekirse, satış miktarının öyle çok büyük olması da gerekmez. Bir gecede sadece yüz dolar kazandığım günün sabahını hatırlıyorum. Muhteşem hissettiriyor. Bu kazanç bana her gece tekrar etmesi için yapmam gereken işlere koyulma motivasyonu vermişti. 

Sizin için de aynısı olacak. Her gün hesabınıza para yattığını gördükçe kendinizi motive tutmak çok daha kolay hale gelecektir.

Ayrıca, bu kazanç size etrafınızda bir ekip kurmak için gerekli kaynağı da sağlamış olacak. Bir asistan, yazılımcı veya muhasebeci tutabilirsiniz. Kendinizin yapmakta zorlandığı işleri başkasına devrettiğinizde daha hızlı büyürsünüz.

Yalnız şuna dikkat edin: blogunuzu dev bir satış çukuruna dönüştürmeyin. Kimse böyle bir siteyi sevmez eğer profesyonel bir online mağaza aramıyorsa ki o durumda da size gelmez. Siz, okuyucu kitlenizin ihtiyaç duyduğu ve istediği bir şeyi onlara önermelisiniz. Onları satın almaya zorlamayın, sadece satın almanın mümkün ve gerekli olduğunu zaman zaman hatırlatmakla yetinin.

Ders 10. Öğrendiklerinizi Paylaşın

İşte bu makalenin ortaya çıkma sebebine gelmiş bulunmaktayız.

Niye benim gibi bir şirket yöneticisi böyle bir gönderiyi yazmak için saatlerce uğraşıyor ve tüm sırlarımızı sizle paylaşıyor? Bu gönderi neredeyse dört bin kelimeden oluşuyor Allaşkına...

Basit: 

Bu benim sorumluluğum. Eğer insanlar bir şekilde blog açmaya ve blog yazmaya hakiki bir iş modeli olarak saygı duyacaklarsa, bizim gibi bu işte başarılı olanlar ortaya çıkıp konuşmalı ve öğrendiklerimizi paylaşmalıyız. Hiçbirimiz boşlukta çalışmıyoruz. Kendi alanımızı hep birlikte geliştirebilmemizin yolu öğrendiklerimizi ortak bir şekilde paylaşmaktan geçiyor. 

Sonuçta, hepimiz insanlara yardım etmek için bu işi yapmıyor muyuz?

Son olarak, blogging ile ilgili en çok sevdiğim kısım bu: yayınladığımız her makale, ürettiğimiz her kurs, yaptığımız her koçluk çağrısı ile birilerinin hayatını değiştiriyoruz. Belki her zaman çok büyük değişimler değil bunlar ama binlerce insana dokunabiliyoruz ve hayatlarını biraz daha iyi yapabiliyoruz. Onları bilgilendiriyoruz, onlara ilham veriyoruz ve hayallerine ulaşabilmeleri için onlara bir yol haritası sağlıyoruz. 

En güzel kısmı ise şimdi geliyor: tüm bunlar karşılığında para kazanıyoruz. Bu bizim işimiz.

Daha fazla insanın bu işin gerçek bir kariyer hedefi olduğunu bilmesini isterdim. Hep birlikte bunu başaralım, ne dersiniz?




Devamını Oku
Alternatif İnternet

Blogger'daki Showing posts sorted by relevance for query ibaresini Kaldırmak ve Değiştirmek

    No comments:

Bir kullanıcı blogunuzdaki taglere tıkladığında veya arama

yaptığında, "Showing posts with label" ve "Showing posts sorted by relevance for query" başlıklı ifadeler otomatik olarak sayfanın en başında karşısına çıkar. Bu başlıklar, blogunuza amatör bir görünüm verir. Onu yeteri kadar geliştirmediğinizi düşündürtür. Maalesef, Blogger bu ifadeleri kolay yoldan istediğiniz gibi değiştirmenize izin vermez. Ancak blogspot blogunuzda arama sonucu çıkan otomatik cümleyi ve labellara tıklandığında beliren otomatik cümleyi değiştirmenin başka yolları var. Sadece biraz uğraşmanız gerekiyor. Aşağıda kolay anlaşılır ve detaylı bir rehberle size bu yolları göstereceğim. 


Bahsettiğim blogger arama ve label otomatik mesajları şöyle görünür


"Showing Posts with Label" Otomatik Mesajını Kaldırma

Blogger hesabınıza giriş yapın. Ardından, soldaki sekmelerden önce Template'e ve daha sonra Edit HTML'ye tıklayın.

Template'in Html kodu sayfasında herhangi bir yere tıklayıp klavyenizden CTRL+F (arama özelliğini) açın. Arama çubuğuna aşağıdaki kodu kopyalayıp yapıştırın ve arayın. 


<b:includable id='status-message'>
Kod sayfası içinde bu kısmı bulduktan sonra soldaki sıra satırının üstüne tıklayarak kodu genişletin. Böylece içindeki asıl kaldırmamız gereken kodu görebileceğiz. Aşağıdaki fotoğraftaki gösterildiği gibi "click on the arrow" yazan yerdeki sıra satırı okuna tıklayarak genişleteceksiniz.




Tıkladıktan sonra aşağıdaki genişletilmiş kodu göreceksiniz. İşte kaldırmak istediğimiz tam olarak bu. Aşağıdaki kodu tamamen silin.



     <b:includable id='status-message'>
      <b:if cond='data:navMessage'>
      <div class='status-msg-wrap'>
        <div class='status-msg-body'>
          <data:navMessage/>
        </div>
        <div class='status-msg-border'>
          <div class='status-msg-bg'>
            <div class='status-msg-hidden'><data:navMessage/></div>
          </div>
        </div>
      </div>
      <div style='clear: both;'/>
      </b:if>
    </b:includable>
Yerine aşağıdaki kodu kopyalayıp yapıştırın. 


<b:includable id='status-message'>
<b:if cond='data:navMessage'>
<div>
</div>
<div style='clear: both;'/>
</b:if>
</b:includable>
Kaydete (save) tıklayıp çıkabilirsiniz. Artık blogspot bloglarındaki varsayılan arama sonucu otomatik mesajı sizin blogunuzda çıkmayacak. 


Kaldırmak Yerine İstediğiniz Otomatik Cümleyle Değiştirme

Yine aynı aşamaları takip ederek Template Html sayfasındaki üstte belirttiğimiz kodu sileceksiniz. Yalnız bu sefer üstte en sondaki kodu kopyalayıp yapıştırmak yerine şimdi aşağıdaki kodu kopyalayıp yapıştıracaksınız.



    <b:includable id='status-message'>
      <b:if cond='data:navMessage'>
      <div class='status-msg-wrap'>
        <div class='status-msg-body'>
          <b:if cond='data:blog.pageType == "index"'>
          <b:if cond='data:blog.searchLabel'>
            Labele Tıklandığında Gelen Sonuçlar <b><data:blog.searchLabel/></b>
          </b:if>
          <b:if cond='data:blog.searchQuery'>
            Arama Sonuçları <b><data:blog.searchQuery/></b>
          </b:if>
          <b:else/>
          <data:navMessage/>
          </b:if>
        </div>
        <div class='status-msg-border'>
          <div class='status-msg-bg'>
            <div class='status-msg-hidden'><data:navMessage/></div>
          </div>
        </div>
      </div>
      <div style='clear: both;'/>
      </b:if>
    </b:includable>
Bu kodu sildiğiniz kod yerine kopyalayıp yapıştırın. Kod içerisinde görmüş olduğunuz gibi Türkçe "labela tıklandığında gelen sonuçlar" ve "arama sonuçları" yazıyor. İşte o kısımları dilediğiniz cümlelerle değiştirebilirsiniz. Artık biri blogunuzda bir tage tıkladığında veya arama yaptığında sizin seçtiğiniz başlıkla sonuçlar karşısına çıkacak. 

Kaydete tıklayıp çıktıktan sonra birkaç deneme yaparak her şeyi doğru tamamladığınızdan emin olun. Ayrıca tüm bu işlemlerden önce blogunuzun değiştirilmemiş halinin bir yedeğini almayı unutmayın. Ne olur ne olmaz diye...






Devamını Oku
Alternatif İnternet

Reddit Nedir ve Nasıl Tıklanma Kaynağı Haline Getirilir?

    3 comments:

Aşağıdaki yazı, Reddit'i kullanarak kendi blogunun başarılı

biçimde tanıtımını yapan yabancı bir blogcunun deneyimlerini içermektedir. Siz elbette Reddit yerine başka forum benzeri popüler bir siteyi aynı amaçla kullanabilirsiniz. Örneğin, Türkiye'den ekşi sözlük buna uygun olabilir. Fikir vermesi açısından paylaşıyoruz.

Bana inanacak mısınız, merak ediyorum. Reddit'te sadece kırk beş dakika zaman geçirerek binlerce sayfa görüntülenmesi almayı başardım. Nasıl yaptığımı aşama aşama anlatacağım...


Dışsal bir kaynaktan kendi sayfanıza binlerce görüntüleme çekmek aslında oldukça kolay bir iş. Tabi böyle bir şey sizi hemen zengin biri haline getirmez. Kolay dememe bakarak da hiçbir şey yapmadan başardığımı düşünmeyin. Sadece kendi ölçüleri içerisinde kolay bir iş sayılır.


Şimdi size anlatacağım yöntemlerin üç önemli özelliği var: a) site trafiğinizi artırmanın en verimli yollarından birini sağlıyor b) sitenize çektiğiniz trafik çok büyük oluyor c) size gerçekten işe yarar linkler sağlıyor.


İlginizi çektiyse başlayalım...


Öncelikle, Reddit'in nasıl bir yer olduğunu, ne şekilde çalıştığını anlatacağım. Konuya aşina olanlar bu kısmı geçip doğrudan yöntemlere atlayabilirler.


Niye Reddit'i Kullanmalısınız?


Sosyal medya ortamında pazarlama yapmak artık oldukça zor ve sıkıcı bir uğraş haline geldi. Facebook'ta kayda değer miktarda beğeni almak için para harcamak zorundasınız. Ayrıca Facebook iş sayfalarının ulaşabileceği kitleyi daraltma yoluna gidiyor. Twitter'daysa, deyim yerindeyse takipçi kasmak geri dönüşü çok az olan bir iş oldu.


Tabi ki bu ortamlarda da harika işler başaran insanlar hala var. Ama ne demek istediğimi anladınız sanıyorum. En büyük sosyal medya platformlarında rekabet çok yoğun, aradan sıyrılmak çok güç. Bu yazının konusu Reddit'e kıyasla...


En basit anlatımla, Reddit dünyanın her yerinden insanların internette buldukları ilginç şeyleri paylaştıkları yeni nesil forumlardan bir tanesi. Muhtemelen en ünlü olanlarından biri...


Reddit'te bir şey paylaşıldığında diğer kullanıcılar ona artı veya eksi oy veriyorlar. Belli bir miktarda artı oy alan paylaşım hotpage'e yükseliyor. Yani, ne kadar çok artı oy alırsanız görünürlüğünüz de o oranda artıyor. Çünkü Reddit'in anasayfasına giren biri yüzde doksan ihtimalle hotpage'e bir göz atacaktır.  


Reddit ile diğer siteler arasındaki farkı şöyle açıklayabilirim: elinizde harika bir gönderi konusu var. Facebook'ta onu paylaşıp fenomen olmasını umuyorsunuz. Şimdi onu Facebook'ta paylaştığınız an ilk görecek olanlar sayfanıza bağlı olan insanlar. Üstelik, Facebook'un kullandığı algoritmaya göre bu insanların bile sadece bir kısmı onu görecek. Facebook'tan ücretli reklam satın almanız durumunda dahi ulaşabileceğiniz insanlar kısıtlı olacaktır. Birileri onu beğenip paylaşmaya başlayana dek görünürlüğünüz sınırlı kalmaya devam edecek. Bu beğeni ve paylaşımların zincirleme bir reaksiyon yaratarak virale dönüşme ihtimali çok düşük.


 Üst paragraftaki hikayenin birebir aynısı Twitter ve diğer bilindik sosyal medya platformları için geçerli...


Oysa Reddit bambaşka bir çalışma prensibine sahip. Herkes her yere gönderi yapıştırabilir, herkes her yerdeki gönderileri görüntüleyebilir. Çok saçma veya çok kuraldışı olmadığı sürece gönderinizin içeriğini belirlemede serbestsiniz.


Reddit'e girilen her gönderi, önce alt-kategorilere eklenmelidir. Sitenin anasayfası bazı çok izlenen alt-kategorilerin en iyi, yani en çok artı tıklanmış gönderilerine aittir. Bir şey gönderdiğinizde bu alt-kategorilerin takipçilerine anında görünür haldesiniz. Her bir alt-kategorinin takipçi sayısı birden milyona kadar değişkenlik gösterebilir. Ayrıca, her ne kadar bir alt-kategoriye bağlı durumdaysanız bile sitenin tamamına görünür haldesiniz.  


İşte bu yüzden Reddit'i reklam için çok başarılı bir ortam olarak görüyorum. O kadar başarılı ki, Reddit kullanıcıları arasında bir tabir vardır: Reddit'in ölümcül kucaklaması. Siteniz Reddit'in anasayfasına çıkmayı başarırsa çöker. Çünkü dünyanın her yanından milyonlarca insan kısa süre içinde sitenize girmeye çalışacaktır. Sunucularınız bunu kaldıramaz ve siteniz çöker. Tabi böyle bir çöküş aslında yükseliştir...


Abarttığımı düşünüyorsanız benim hikayem yanında Reddit'ten bir ayda bir milyon tık alan şu siteye kulak verebilirsiniz... Benim başarı hikayem çok daha normal, olası ve mütevazi...


Şu bilgi durumun nasıl mümkün olduğunu gösterecek: Reddit'te sadece birkaç artı oy almış gönderilerdeki site adresleri bile yüzlerce tık alıyor. Bir de yüzlerce artı oy almış bir gönderinin ne kadar tık çekeceğini hayal edin.


Bizim Ulaştığımız Sonuçlarla ilgili Bazı Veriler


Reddit çalışmasını bir test gibi ele aldım. Kendi konusunda gelişkin yeni bir site açtım. Neredeyse sıfır ziyaretçiye sahipti. Böylece Reddit'in reklam gücünü daha net görebilecektim.


Sonuç beni bile şaşırttı. Ziyaretçi almak düşündüğümden daha kolaydı. Siteme yönelen trafik göz ardı edilemeyecek kadar büyüktü. İki hafta boyunca Reddit'te düzenli paylaşımlarım tam yedi bin tekil ziyaretçi ve on binden fazla sayfa görüntülemesi getirdi. Bu iki hafta boyunca Reddit'te harcadığım toplam süre muhtemelen kırk beş dakika kadardır. Her bir gönderi için birkaç dakika yetip de arttı bile...


Bu benim küçük kişisel testimdi. Sonucun pozitif çıkmasının ardından bu işi yapan başka kişilerle irtibat kurdum. Hepsi Reddit'in çok sağlam bir trafik kaynağı olduğu konusunda hemfikirdi. Bazılarının tüm tanıtım ve reklam faaliyetleri Reddit'e yoğunlaşmıştı ve bu işi çok daha düzenli ve profesyonelce yapıyorlardı.


Testim boyunca günde yalnızca bir kez ve eğer gönderim gerçekten beğeniye müsaitse paylaşım yaptım. Bu sayı artabilir. Ancak spammer durumuna düşmemeye özen gösterin. Reddit esnek ve herkese açık özgür bir platform olmasına rağmen istismara karşı son derece hassas...


Klasik Tavsiyeden Fazlasını Uygulayın


Herkesin en sık karşılaştığı tavsiye şu: gönderinizi mutlaka içeriğiyle ilgili alt-kategoride paylaşın. Evet, baktığınızda gayet makul bir öneri.


Sorun şu ki, eğer bu kadarıyla yetinirseniz, paylaşımınızı yapar ve beklersiniz. Edilgen konumda olursunuz. Belki iyi sonuç alabilirsiniz; ama çoğunlukla alamazsınız.


Çünkü bu yaklaşım öncelikle Reddit kullanıcı profilinin eğilimlerini dikkate almıyor. Reddit kullanıcıları genellikle internet davranışları epey keskin tiplerdir. Dahası, bu tavsiyenin işlevsel bir sistemi yok. En önemlisi, görünüşte sizin konunuzla ilgisiz alt-kategorileri tümüyle dışlıyor. Oysa ben birçok tıklamayı bu alakasız alt-kategorilerden almıştım. Bir de, Reddit gönderinizin de azıcık reklamını yapmanız gerekiyor. Evet, sitenizin reklamını yaptığınız Reddit gönderinizin de ayrıca reklama ihtiyacı var. Günümüzde internet böyle işliyor. Her bir tanıtım aşaması zirveye doğru artan oranda kendi tanıtımına muhtaç.


Ben hem Reddit'in kurallarına, çalışma mantığına bağlı kalıp hem de kalıpların biraz dışına çıkarak daha fazla insana ulaşabileceğinizi iddia ediyorum.


Önce Reddit'in Çalışma Mantığına ve Ortamına Bakalım


Her başarılı ve büyük online platform gibi Reddit de insanları banlamayı çok seviyor. Sizin kendilerini biraz bile istismar ettiğinizi düşündükleri an sorgusuz sualsiz atılırsınız. Daha kötüsü, eğer siz kendi sitenizin tanıtımını yapmak için Reddit'i istismar ediyorsanız; atılmakla kalmayıp sitenizin adresi bir daha asla Reddit'te yer bulamaz. Ban yemesi muhtemeller arasına girmeniz için bir başka Reddit kullanıcısının sizi ihbar etmesi yeterli.


Tüm siteden banlenmek dışında, belirli bir alt-kategoriden banlenmeniz de mümkün. Her bir alt-kategorinin kendine özgü kuralları vardır. Siz Reddit'in genel yayın politikasına uygun davransanız bile o alt-kategorideki değişken kuralları ihlal ettiğiniz an oradan ban yiyebilirsiniz.


Eğer sadece sitenizin linkini paylaşırsanız veya aynı gönderiyi birkaç farklı alt-kategoride paylaşırsanız kesin banlenirsiniz. Yine artı oylarınızı gayri-meşru şekilde artırmak, bot kullanmak gibi şeyler banlenmenize yol açabilir.


Sanki her durumda ban kaçınılmaz gibi görünüyor olabilir şimdilik. Bu sizi yanıltmasın.


Reddit, kullanıcıların kendi reklamlarını yapmalarından pek hoşlanmaz. Reddit üyeleri onları aptal yerine koyan reklamlardan, satıcılardan, sırf tıklanmak için yapılan paylaşımlardan uzak dururlar. Size, örneğin Facebook'ta binlerce tık kazandırabilecek bir başlık Reddit'te hemen ifşa edilip ortadan kaldırılır.


Reddit'te genel kural, hesabınızdan yaptığınız her on paylaşımdan yalnızca birinin kendi sitenizden olmasıdır. Diğer kullanıcılar gerçekten gidip sizin paylaşım geçmişinizi kontrol eder ve sık sık kendi sitenizdeki içerikleri paylaştığınızı anlarlarsa maceranız daha yeni başlamışken biter.


Reddit, ortalamada diğer sosyal medya kullanıcılarına göre daha zeki üyeler barındırır. Yeni bilgi sunan, entelektüel niteliği yüksek paylaşımlar çok daha fazla rağbet görür. Reddit kullanıcıları zeki olmaya ve hissetmeye önem verirler. Bunu ukalalık olarak görmek zor. Pek çok alt-kategoride yazan üye o kategorinin gerçek hayatta uzmanıdır. Dünya çapında bilimadamları, akademisyenler, gazeteciler vs. tarafından yoğun şekilde takip edilen bir yer. Elbette her ortam gibi en aptal ve işe yaramaz insanlar da orada takılıyor. Sonuçta milyonlarca kişiden bahsediyoruz. Ancak onlar bile ortamın havasına kendilerini kaptırmış durumdalar.


Reddit'te hemen hemen her şeyle ilgili bir alt-kategori bulunur. Eski kitaplardan, bilgisayar oyunlarına, komik fotoğraflardan, saçma anılara... aklınıza gelebilecek her şey... Tanıtımını yapmak istediğiniz sitenizin konusu her neyse muhtemelen onunla ilgili birden fazla alt-kategori vardır.


Reddit'te bilgi dolu, uzun cümlelerden oluşan başlıklar daha fazla ilgi çeker. Başlıkta kullanabileceğiniz maksimum karakter limiti üç yüzdür. Bu limitin tamamını kullanmanız yararınıza olacaktır. Başlığınıza rakamlardan oluşan bir veri sıkıştırırsanız çekiciliği artar.


Başlığınızda içten ve doğal biri gibi davranın. Orada ilginç bir paylaşım için bulunduğunuz hissini okuyucuya verin. Tv reklamlarından çıkmış gibi duran kalıpları unutun.


En önemlisi, Reddit profiliniz düzgün ve doğal görünsün. Sıradan kullanıcıların sizin başlığınızı gördükleri an gidip profilinizi kontrol edeceklerini yukarıda bir yerlerde belirtmiştim. Özellikle üyelerin birbirleriyle daha sıkı fıkı oldukları çok spesifik alt-kategorilerde bu kontrole daha yoğun maruz kalırsınız. Eğer profilinizde olağan olmayan bir şeye rastlarlarsa bunu hemen başlık altındaki yorumlarda duyururlar ve işiniz biter.


İyi bir profil için basit birkaç şeyi önceden yapmış olmanız gerekiyor. Kendi siteniz haricindeki birkaç sitedeki iyi içeriğe bağlantı paylaşmış olmalısınız. Karmanız normal görünmeli. Yani birkaç yüz artı oy almış olmalısınız. Başkalarının Reddit başlıklarına uygun yorumlar yazmış olmalısınız. Son olarak da hesabınız birkaç haftalık veya mümkünse daha eski olmalı. Kısa süreli çalışmayla profilinizi bu noktaya getirebilirsiniz. Biri kontrol ettiğinde her şey normal bir Reddit kullanıcısını andırır.


Gönderdiğiniz Link Artı Oy Aldığında Dofollow Hale Gelir


Çoğu alt-kategoride, bir link paylaştığınızda diğer kullanıcılar onu artı oylayana kadar nofollow link olarak kalır. Genellikle beş artı oya ulaştığında linkiniz dofollow hale gelir. Nofollow-dofollow link ayrımı sitenizin Seo kalitesini belirleyen bir olgudur.


Eski ve Kaliteli Hesaplardan Alınan Artı Oylar Kalıcıdır


İlk zamanlarımda Reddit'i aldatmaya çalışıyordum. Ama ne yaparsam yapayım hemen banleniyordum. Bu süreçte birkaç şey öğrendim. Yeni hesaplar açıp kendi içeriklerinize artı oy verirseniz sistem o artı oyu hesaba katmaz. Sadece sizin bilgisayarınızda veya telefonunuzda artı oy verilmiş olarak görünür. Reddit, kendi paylaşımlarına artı oy veren kullanıcıları tespit etmede epey başarılıdır.


Hatta arkadaşlarınızın, akrabalarınızın vs. yeni hesaplar açarak verecekleri artı oylar bile riskli olabilir. Sahici Reddit kullanıcılarından artı oy almaya bakmalısınız.


İki Tür Gönderi Tipi


Reddit'te ya sadece linkten ibaret gönderiler paylaşabilirsiniz ya da normal metin halinde gönderiler... Birincisi, içeriğini paylaşmak istediğiniz sayfanın linkinden ibarettir.


İkincisinde ise istediğiniz metni yazabilirsiniz. Bu tip bir gönderinin daha avantajlı olduğunu söyleyebilirim.


Tek Bir Artı Oy Genellikle Beş Farklı Ziyaretçi Anlamına Gelir


Reddit'te gönderiminizi yaptığınız alt-kategoriye göre oran değişse bile, bugüne kadarki tecrübelerimden tek bir artı oydan paylaştığınız sitenize ortalama beş tekil ziyaretçi bekleyebileceğiniz sonucuna ulaştım.


Karma Başlangıç için Önemli ancak Her Şey Demek Değil


Reddit profilinizin puan durumunu gösteren karmanız, başlangıç için bir miktar pozitif olsa iyi olur. Bunun sebebi reklamcı damgası yememek. Ancak paylaşımlarınızın popülerliğini belirlemede karmanın önemi yok denecek kadar azdır.


Bu temel bilgilerden sonra Reddit'te sitenizi nasıl tanıtabileceğiniz konusuna girelim.


Reddit'i Tık Alma Kaynağı olarak Kullanmak


Reddit'te sitenizin tanıtımını yapmanın ilk ayağı, size uygun bir alt-kategori bulmaktır. Bunun mutlaka sitenizin konusuyla birebir örtüşen bir alt-kategori olması gerekmez. Çeşitli alternatifleri değerlendirebilirsiniz.


Alt-kategori seçerken tabii öncelikle doğrudan sizin konunuzla alakalı olanlara bir göz atın. Bunun avantajları ve dezavantajları var. Doğrudan alakalı alt-kategorilerde takılan insanlar sizin paylaşımınıza da ilgi göstereceklerdir. Dezavantajı ise, bu alt-kategorilerde daha az sayıda kullanıcı bulunuyor. Ulaşabileceğiniz insan sayısı sınırlı kalacaktır.


Daha büyük ve genel alt-kategorilerde paylaşım yaparsanız sizin konunuza daha az ilgi gösteren insanlarla karşılaşırsınız. Ancak buralarda çok büyük bir kitle bulunduğu için sonuç olarak daha yüksek tık alma şansınız artar.   


Bu yüzden izlenecek en akıllıca yöntem her ikisini karışık kullanmaktır. 


Önce, konuyla az çok alakalı en büyük ve kalabalık alt-kategoriyi bulun. Sonra, konuyla doğrudan alakalı daha küçük alt-kategoriler bulun. Buralarda paylaşım yapın. Ancak daha önce uyardığım gibi hemen aynı anda değil. Paylaşımlarınızı o alt-kategorilerdeki diğer insanlar hangi formatta yapıyorlarsa ona göre şekillendirin. Uzun zamandır Reddit kullanıcısı olan birkaç arkadaşınızla sosyal medya üzerinden paylaşın. Eğer her şey olması gerektiği gibi giderse artı oylar çığ gibi artan oranda gelmeye başlayacaktır.


Reddit'te Tık Almanın Küçük Hilesi


Daha önce doğal görünümlü bir profile sahip olmanız gerektiğini söylemiştim. Eğer profilinizden Reddit'i reklam amacıyla kullandığınız anlaşılırsa kısa sürede banlenirsiniz.


İşte burada basit bir hile devreye giriyor. Bir tanıtım paylaşımı göndermeden önce daha önce yaptığınız tanıtım paylaşımlarını silin. Tabi önceki paylaşımlarınızın işi bitmiş ve artık eski sayfalara düşmüş olması gerekir. Onlardan aldığınız tıklanma sayısı düşünce işinin bitmiş olduğuna emin olabilirsiniz.


Sonuç


Bu yazıda en temel bilgilerle kendi deneyimlerimi paylaştım. Reddit'te çok daha başarılı pazarlamacılar bulunuyor elbette. Benim göstermek istediğim çok basit işlemlerle dahi Reddit'i siteniz için bir tıklanma kaynağına dönüştürebileceğinizi göstermekti. Umarım bunu başarmışımdır. Burada paylaştığım bilgi ve tavsiyeleri geliştirmek sizin elinizde. İyi şanslar...







Devamını Oku