Bu Tagdeki Gönderiler kronik stres
Showing posts with label kronik stres. Show all posts
Alternatif İnternet

Kronik Stresin Beyin Üstündeki Etkileri

    No comments:

Kaliforniya Berkeley Üniversitesi'nden araştırmacılar, kronik
stres çeken insanların niye anksiyete ve duygusal durum bozuklukları gibi mental sorunlara daha yatkın olduklarını açıklabileyecek kronik stresin beyin üstündeki uzun vadeli değişimlerini gösteren bir çalışma gerçekleştirdiler. 

Söz konusu çalışmanın bulguları, stresli olaylardan sonra ruhsal sorunların ortaya çıkma ihtimalini azaltan yeni tedavi yöntemlerine kapı aralayabilir.

Doktorlar, travma sonrası stres bozukluğu gibi stresle ilgili hastalıklara sahip insanların beyninde beyaz madde ve gri madde miktarlarında farklılığı da içeren bazı bozukluklar olduğunu öteden beri biliyorlar. Gri madde çoğunlukla, bilgiyi depolayan ve işleyen ve glia adı verilen hücreleri destekleyen nöron hücrelerinden oluşurken, beyaz madde nöronları birbirine bağlayan lif ağlarını yaratan aksonlardan meydana gelir. Beyaz madde ismini aksonlar çevreleyen ve elektrik sinyallerinin hücreler arasındaki akış hızını artıran yağlı miyelin kılıfından alır.

Kronik stresin beyin yapısında bu kalıcı değişime nasıl yol açtığı, araştırmacıların şu anda ancak ortaya çıkarmada başlangıç aşamasında bulundukları bir sır.

Araştırmacılar, yaptıkları bir dizi deneyde, kronik stresin normalden daha fazla miyelin üreten hücre oluşumuna ve daha az nöron oluşumuna yol açtığını keşfettiler. Bu, beynin hassas dengelerini ve kendi içindeki iletişimi bozan bazı bölümlerinde aşırı miyelin ve haliyle beyaz madde varlığı sonucunu doğuruyor. 

Araştırmacılar "beynin sadece bir bölümü, hipokampüs üstünde çalıştıklarını ama bulgularının şizofreni, otizm, depresyon, intihara eğilim, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu ve travma sonrası stres bozukluğu gibi durumlarda beyaz maddenin nasıl değiştiğini anlamada önemli bir adım olabileceğini" ifade ediyorlar.

Hipokampüs, hafıza ve duyguları düzenleyerek çeşitli duygusal bozukluklarda önemli bir rol oynamaktadır.


Stres Beyin Bağlantılarını Etkiler mi?

Ekibin bulguları, örneğin travma sonrası stres bozukluğundan muzdarip insanların beyin bağlantılarındaki değişimi açıklayabilecek bir mekanizma ortaya koyuyor. Araştırmacılar, travma sonrası stres bozukluğuna sahip hastaların beynindeki hipokampüs ve kaç veya savaş tepkisinden sorumlu bölgesi amigdala arasında daha güçlü sinir bağlantıları kurulmuş olabileceğini, diğer yandan hipokampüs ile tepkilerimizi normalleştiren prefrontal korteks arasındaki bağlantıların olağan düzeyin altında seyrettiğini düşünüyorlar.

Stresten kurtulmayı başaranlarda görüldüğü gibi, amigdala ve hipokampüs arasındaki bağlantı daha iyi olduğunda korku tepkileriniz daha hızlı olacaktır. Diğer yandan, prefrontal korteksin bağlantıları o kadar iyi olmadığında, bu tepkileri kapatma yeteneğiniz hasara uğramış demektir. Bu nedenle, stresli bir haldeyken, prefrontal korteksteki tepkiyi önleyici yolların sizi strese sokmamaya çalışması, amigdalanın hipokampüse daha şiddetli bir tepki vermesini emretmesi kadar işe yaramayacaktır. 

Beyindeki değişimler konusunda travma sonrası stres bozukluğu hastaları ve kronik strese maruz bırakılmış denek fareleri üstündeki çalışmalar devam ediyor.

Stres Kök Hücreleri Etkiliyor

Akut ve kronik stresin moleküler ve hücresel etkileri hakkında devam eden araştırmalar, yetişkin farelerin beyinlerindeki hipokampüste bulunan doğal kök hücreler üstüne de odaklanıyor. Daha önce bu kök hücrelerin yalnızca nöronlara veya astrosit denilen bir tür gliyal hücrelere dönüştükleri düşünülüyordu. Ancak araştırmalarda, kronik stresin hipokampüsteki kök hücreleri, sinir hücrelerini kaplayan miyelini üreten bir başka gliyal hücre tipi olan oligodendrosite dönüştürdüğü ortaya çıkarıldı.

Kronik stresin nöronlara dönüşen kök hücre sayısını azaltması, kronik stresin öğrenme yeteneğini hafızayı olumsuz yönde etkilemesi konusunda bir açıklama sağlayabilir.

Araştırmacılar şimdi de çocuklukta kronik strese maruz kalmanın beyindeki beyaz maddeyi nasıl etkileyeceği ve çocukluk sonrasında etkilerinin iyileşip iyileşmeyeceği konusunda deneyler yürütüyorlar.


* Okuduğunuz yazı şu haber makalesinin serbest şekilde çevrilmesi ile sunulmuştur.





Devamını Oku
Alternatif İnternet

Stres ve Depresyon Beyninizi Küçültebilir

    No comments:

Yale Üniversitesi'nden bir araştırma ekibinin bulgularını şu adresteki haber makalesinden serbest şekilde çevirerek sizle paylaşıyoruz.

Majör depresyon ve kronik stres, duygusal ve bilişsel
zararları olan bir durum olan beyin hacminde kayba yol açabilir. Yale Üniversitesi'nden araştırmacıların öncülük ettiği bilimsel bir ekip, tek bir genetik değişimin insanlarda beyin bağlantılarının kaybının ve hayvanlar üstünde yapılan deneylerde depresyonun meydana gelmesinin sebebi olduğunu keşfetti. 

12 Ağustos 2012 tarihli Journal Nature Medicine dergisinde yayınlanan bulgular, transkripsiyon faktörü olarak bilinen genetik değişimin beyin hücreleri arasındaki sinaptik bağlantıların oluşması için gerekli bir dizi gen ifadesini baskıladığını ve sonuç olarak prefrontal korteksteki beyin kütlesinin kaybına katkıda bulunduğunu ortaya koydu.

Makalenin yardımcı yazarlarından psikiyatri ve nörobiyoloji profesörü Ronald Duman, "stresin insanlarda beyin sinaps bağlantılarının kaybına yol açtığı şeklindeki fikri test etmek istediklerini" belirterek "duygusal ve bilişsel süreçlere normal şekilde katılan sinir bağlantılarının sadece tek bir transkripsiyon faktörünün aktif hale gelmesiyle altüst olduğunu gösterdiklerini" söyledi. 

Araştırma ekibi, beyin bankasından bağışlanan depresyona maruz kalmış ve kalmamış farklı beyinleri gen aktivasyonun değişik patternlerine bakarak inceledi. Depresyona maruz kalmış kişilerin beyinlerinin beyin fonksiyonu ve yapısı için hayati önemdeki gen ifadelerini daha düşük düzeyde sergiledikleri görüldü. Makalenin ana yazarı araştırmacı Dr. H.J. Kang, söz konusu genlerin en az beşinin GATA1 adı verilen tek bir transkripsiyon faktörü tarafından düzenlenebildiğini keşfetti. Bu transkripsiyon faktörü aktive edildiğinde denek farelerin depresyon benzeri belirtiler sergiledikleri görüldü. Bu durum GATA1'in sadece nöronlar arası bağlantı kaybında değil; aynı zamanda depresyon belirtilerinin ortaya çıkmasında da rol oynadığı şeklinde yorumlanabilir.

Profesör Duman, GATA1'deki genetik çeşitlenmenin bir gün majör depresyon veya strese hassasiyet bakımından daha yüksek risk grubunda olan insanların tespit edilmesinde yardımcı olabileceğini iddia ediyor. 

Duman, "yeni geliştirilecek ilaçlar veya davranışsal terapilerle sinaptik bağlantıları güçlendirerek daha etkili depresyon tedavileri geliştirmeyi umduklarını" söylüyor.

  


Devamını Oku